
Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Tazmini

Av. Meryem Edanur Başkurt
5 Kasım 2025 · 3 dakika

5233 Sayılı Kanun’un Amacı ve Kapsamı
27 Temmuz 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin zararlarının, yargı yoluna gitmeye gerek kalmadan idarece sulhen karşılanmasını amaçlamaktadır. Bu kanunla birlikte, devletin vatandaşlara karşı olan tazminat sorumluluğu daha sistematik ve hızlı bir hale getirilmiştir.
Tazminat Sorumluluğunun Hukuki Dayanakları
Devletin tazminat sorumluluğu iki temel ilkeye dayanır: hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk. Hizmet kusuru, idari hizmetin hiç verilmemesi, geç veya kötü verilmesi gibi durumları kapsar. Ancak terör olayları gibi devletin doğrudan kusurunun bulunmadığı hallerde, kusursuz sorumluluk devreye girer. Bu noktada, Danıştay içtihatlarıyla geliştirilen sosyal risk ilkesi büyük önem taşımaktadır. İlkeye göre, toplumun bir parçası olarak bireylerin terör eylemleri sonucu uğradıkları zararların, illiyet bağı aranmaksızın devlet tarafından tazmin edilmesi gerekir. Bu anlayış, sosyal devletin bir gereği olarak kabul edilmiştir.
Tazminat Usulleri
Terör veya terörle mücadele kapsamında zarar gören kişiler için iki başvuru yolu bulunmaktadır:
- 5233 Sayılı Kanun Kapsamında Başvuru: Maddi zararlar için ilgili valilik bünyesindeki Zarar Tespit Komisyonlarına başvurulabilir. Bu başvuru, idareyle sulh yoluyla çözüm sağlamayı hedefler.
- Tam Yargı Davası: Manevi zararlar veya idareyle çözümlenemeyen maddi zararlar için İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12 ve 13. maddeleri uyarınca idari yargıda tam yargı davası açılabilir.
Tazmin Edilebilecek Zararlar
Kanunun 7. maddesi uyarınca tazmin edilebilecek zararlar şunlardır:
- Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve taşınmazlara verilen zararlar,
- Yaralanma, sakatlanma veya ölüm nedeniyle oluşan zararlar,
- Tedavi ve cenaze giderleri,
- Terörle mücadele faaliyetleri nedeniyle kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından doğan zararlar.
Ancak manevi zararlar, kasıt sonucu oluşan zararlar veya terör suçlarından hüküm giyen kişilerin zararları bu kanun kapsamına girmemektedir.
Zarar Tespit Komisyonlarının Rolü
Her ilde vali onayıyla kurulan Zarar Tespit Komisyonları, başvuruları değerlendirir ve ödenecek tazminat miktarını belirler. Komisyon, kamu görevlileri ve baro tarafından görevlendirilen bir avukattan oluşur. Böylece değerlendirmeler hem idari hem hukuki denetimden geçmektedir.
Sonuç
Terör eylemleri veya terörle mücadele nedeniyle zarar gören kişilerin mağduriyetinin giderilmesi, hem devletin hukuki sorumluluğunun hem de sosyal adaletin bir gereğidir. 5233 sayılı Kanun, vatandaşların zararlarının hızlı, etkin ve adil biçimde karşılanmasını sağlayan önemli bir mekanizmadır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Manevi zararlar da 5233 sayılı Kanun kapsamında tazmin edilir mi? Hayır, 5233 sayılı Kanun yalnızca maddi zararların karşılanmasını düzenler. Manevi zararlar için idari yargıda tam yargı davası açılabilir.
2. Başvuru süresi nedir? Zararın öğrenilmesinden itibaren 60 gün, her hâlde zararın meydana geldiği tarihten itibaren 1 yıl içinde valiliğe başvurulması gerekir.
3. Zarar Tespit Komisyonuna başvurmak zorunlu mudur? Hayır, bu başvuru zorunlu değildir. Ancak sulh yoluyla tazmin için öncelikle komisyona başvurmak tavsiye edilir.
4. Yabancı uyruklular bu kanundan yararlanabilir mi? Evet. Kanunda Türk vatandaşlığı şartı aranmadığı için yabancı uyruklular da tazminat talebinde bulunabilir.
5. Kanun kapsamına girmeyen zararlar nelerdir? Kasıtlı olarak meydana getirilen zararlar, terör suçu işleyenlerin zararları, manevi zararlar ve terör dışı sebeplerle meydana gelen ekonomik kayıplar kapsam dışındadır.
Balıkesir avukat ve Balıkesir tazminat avukatı olarak, terör veya terörle mücadele kaynaklı zararlar konusunda hukuki danışmanlık ve dava desteği almak isteyen vatandaşlara profesyonel hizmet sunmaktayız.
