
Tanıma ve Tenfiz Kararlarının Hukuki Niteliği: Yabancı Mahkeme Kararları Türkiye’de Nasıl Sonuç Doğurur?

Av. Meryem Edanur Başkurt
13 Mart 2026 · 4 dakika

Tanıma ve Tenfiz Nedir?
Uluslararası ilişkilerin yoğunlaşmasıyla birlikte kişilerin farklı ülkelerde dava açması veya yabancı mahkemelerde verilen kararların başka ülkelerde uygulanması sıkça karşılaşılan bir durumdur. Ancak her devlet, yargılama yetkisini kendi egemenlik alanının bir parçası olarak kabul eder. Bu nedenle bir ülkede verilen mahkeme kararının başka bir ülkede uygulanabilmesi için o ülkenin hukuk sistemi tarafından kabul edilmesi gerekir.
Türk hukukunda yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi için tanıma veya tenfiz kararı alınması zorunludur.
Tanıma
Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil olarak kabul edilmesidir. Tanıma kararından sonra yabancı mahkeme ilamı Türkiye’de yeniden yargılama yapılmadan hukuki sonuç doğurabilir.
Tenfiz
Tenfiz ise yabancı mahkeme kararının Türkiye’de icra edilebilir hale getirilmesi anlamına gelir. Yani bir alacak, tazminat veya eda hükmü içeren karar Türkiye’de icra edilecekse tenfiz kararı alınması gerekir.
Türk hukukunda bu düzenlemeler Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) içinde yer almaktadır.
Tanıma ve Tenfiz Sürecinde “Revision Yasağı”
Tanıma ve tenfiz davalarının en önemli özelliği yabancı mahkeme kararının esası incelenmemesidir. Türk mahkemesi, yabancı mahkemenin verdiği kararın doğru olup olmadığını değerlendirmez.
Bu durum hukuk doktrininde revision yasağı olarak adlandırılır.
Buna göre Türk mahkemesi yalnızca şu konuları inceler:
- Kararın kesinleşmiş olup olmadığı
- Türk kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığı
- Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmiş olup olmadığı
- Tarafların savunma hakkının ihlal edilip edilmediği
Dolayısıyla tanıma ve tenfiz yargılaması kararın içeriğini değil, kararın Türk hukuk düzeninde uygulanabilir olup olmadığını denetleyen sınırlı bir incelemedir.
Tanıma ve Tenfiz Talebinin Hukuki Niteliği
Uygulamada sıkça “tanıma ve tenfiz davası” ifadesi kullanılmakla birlikte, bu talebin hukuki niteliği doktrinde tartışmalıdır.
Bu tartışmanın temelinde şu soru yer alır:
Tanıma ve tenfiz bir dava mıdır, yoksa bir talep midir?
Bu sorunun önemi şu konularla bağlantılıdır:
- Yargılama usulü
- Tarafların konumu
- Kanun yolu
- Yargılamanın çekişmeli veya çekişmesiz olması
Yabancı mahkeme kararının esası incelenmediği için birçok görüşe göre tanıma ve tenfiz yargılaması çekişmesiz yargı karakteri taşıyan bir işlem niteliğindedir.
Tanıma ve Tenfiz Davalarında Görevli Mahkeme
Türk hukukunda tanıma ve tenfiz taleplerinde görevli mahkeme asliye mahkemeleridir.
Ancak uygulamada şu tür durumlar ortaya çıkabilmektedir:
- Aile hukukuna ilişkin yabancı kararlar → Aile Mahkemesi
- Ticari uyuşmazlıklardan doğan kararlar → Asliye Ticaret Mahkemesi
- İş hukukuna ilişkin kararlar → İş Mahkemesi tartışmaları
Yargıtay kararlarında zaman zaman bu tür ihtisas mahkemelerinin görevli olabileceği kabul edilmiştir. Bununla birlikte bazı görüşlere göre tanıma ve tenfiz incelemesi yalnızca şekli bir denetim olduğundan, ihtisas mahkemesine ihtiyaç bulunmamaktadır.
Yetkili Mahkeme
Tanıma ve tenfiz taleplerinde yetkili mahkeme şu sıraya göre belirlenir:
- Kararın uygulanmasının istendiği kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri
- Yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer mahkemesi
- Türkiye’de yerleşim yeri veya sakin olduğu yer yoksa
- Ankara
- İstanbul
- İzmir mahkemelerinden biri
Bu düzenleme, yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de uygulanabilmesi için belirli bir yetki sistemi oluşturmayı amaçlamaktadır.
Tanıma ve Tenfiz Talebinde Kimler Bulunabilir?
Türk hukukunda tanıma ve tenfiz talebinde bulunabilecek kişiler açık şekilde belirlenmiştir.
Kanuna göre:
Kararın uygulanmasında hukuki yararı bulunan herkes tanıma veya tenfiz talebinde bulunabilir.
Bu kişiler yalnızca davanın tarafları olmak zorunda değildir. Örneğin:
- Mirasçılar
- Alacaklılar
- Karardan hukuki olarak etkilenen üçüncü kişiler
de tanıma veya tenfiz talebinde bulunabilir.
Görülmekte Olan Bir Davada Tanıma Talebi
Tanımanın önemli özelliklerinden biri, ayrı bir dava açılmadan da ileri sürülebilmesidir.
Örneğin Türkiye’de devam eden bir davada taraflardan biri, yabancı mahkeme kararına dayanarak:
- kesin hüküm itirazı
- kesin delil
iddiasında bulunabilir.
Bu durumda mahkeme yabancı kararın tanınma şartlarını inceleyerek karar verir.
Sonuç
Tanıma ve tenfiz kurumları, uluslararası hukuk ilişkilerinin sağlıklı şekilde yürütülmesini sağlayan temel mekanizmalardır. Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de doğrudan uygulanamaması, devletlerin egemenlik ilkesinin doğal bir sonucudur.
Türk mahkemeleri tanıma ve tenfiz süreçlerinde yabancı mahkeme kararının esasını incelemez; yalnızca kararın Türk hukuk düzeninde uygulanabilir olup olmadığını denetler. Bu yönüyle tanıma ve tenfiz yargılaması, klasik dava yargılamasından farklı ve sınırlı bir inceleme alanına sahiptir.
Sıkça Sorulan Sorular
Yabancı mahkeme kararı Türkiye’de doğrudan uygulanabilir mi?
Hayır. Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi için Türk mahkemelerinden tanıma veya tenfiz kararı alınması gerekir.
Tanıma ile tenfiz arasındaki fark nedir?
Tanıma, yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm veya kesin delil olarak kabul edilmesidir. Tenfiz ise kararın Türkiye’de icra edilmesini sağlar.
Türk mahkemesi yabancı mahkeme kararının doğruluğunu inceler mi?
Hayır. Tanıma ve tenfiz yargılamasında revision yasağı vardır. Mahkeme yalnızca kanunda belirtilen şartların mevcut olup olmadığını inceler.
Tanıma kararı olmadan yabancı mahkeme kararı kesin delil olabilir mi?
Hayır. Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilmesi için tanıma şartlarının mahkeme tarafından tespit edilmesi gerekir.
Tanıma ve tenfiz talebini kimler yapabilir?
Kararın uygulanmasında hukuki yararı bulunan herkes tanıma veya tenfiz talebinde bulunabilir.
Balıkesir Avukat
