
Zina veya Hayata Kast Nedeniyle Artık Değerde Payın Azaltılması

Av. Meryem Edanur Başkurt
4 Mart 2026 · 4 dakika

1. Artık Değer ve Katılma Alacağı Nedir?
Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde tasfiye, “artık değer” üzerinden yapılır. Artık değer; bir eşin edinilmiş mallarının aktif toplamından, bu mallara ilişkin borç ve yükümlülüklerin çıkarılmasıyla bulunan net değerdir.
Bu net değerin yarısı üzerinde diğer eşin katılma alacağı hakkı doğar. Kural olarak eşler artık değeri yarı yarıya paylaşır; bu sistem ekonomik katkı esasına dayanır ve kusurdan bağımsızdır.
2. İstisna: Zina veya Hayata Kast (TMK m. 236/II)
Kanun koyucu, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkime, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun biçimde azaltma veya tamamen kaldırma yetkisi tanımıştır.
Bu düzenleme, İsviçre hukukundaki karşılığından farklıdır; ilgili hüküm, kanuna sonradan eklenmiştir. Böylece zina veya hayata kast gibi ağır kusur halleri, yalnızca boşanma sebebi olmakla kalmayıp mal rejimi tasfiyesine de etki edebilecek hâle getirilmiştir.
3. Düzenlemenin Niteliği ve Eleştiriler
Artık değer, ekonomik nitelikli bir kavramdır ve malvarlığı tasfiyesine ilişkindir. Zina veya hayata kast ise kişisel ve ahlaki boyutu olan boşanma sebepleridir.
Bu nedenle öğretide, ekonomik bir paylaşım mekanizmasının kusura bağlanmasının sistematik açıdan tartışmalı olduğu ifade edilmektedir. Zira:
- Zina ve hayata kast zaten mutlak boşanma sebebidir (TMK m. 161–162).
- Bu fiiller maddi ve manevi tazminata yol açabilir (TMK m. 174).
- Mirasçılıktan çıkarma ve mirastan yoksunluk sonuçları doğurabilir (TMK m. 510, 578).
- Hayata kast ayrıca ceza hukukunda yaptırıma bağlanmıştır.
Bu kadar ağır sonuçlara rağmen ayrıca mal rejiminde pay azaltılması öngörülmesi, bazı görüşlere göre çifte yaptırım niteliği taşımaktadır. Bu sebeple hükmün dar yorumlanması ve hâkimin takdir yetkisini temkinli kullanması gerektiği kabul edilmektedir.
4. Hükmün Uygulanma Şartları
TMK m. 236/II’nin uygulanabilmesi için bazı koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
a) Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Mevcut Olması
Bu düzenleme yalnızca edinilmiş mallara katılma rejiminde uygulanır. Diğer mal rejimlerinde artık değer kavramı bulunmadığından bu hüküm doğrudan uygulanmaz.
b) Boşanma Kararının Zina veya Hayata Kasta Dayanması
En önemli şart budur. Boşanma kararının açıkça:
- Zina (TMK m. 161)
- Hayata kast (TMK m. 162)
sebeplerinden birine dayanması gerekir.
Zina gerçekleşmiş olsa bile boşanma kararı evlilik birliğinin sarsılması (TMK m. 166) gibi başka bir sebebe dayanıyorsa, bu hüküm uygulanamaz.
c) Kusur
Payı azaltılacak eşin kusurlu olması şarttır. Örneğin ayırt etme gücü bulunmayan eş yönünden kusurdan söz edilemez.
d) Kusurlu Eşin Katılma Alacağı Bulunması
Hüküm, yalnızca artık değere katılma alacağı bulunan eş bakımından uygulanabilir. Eğer kusurlu eş zaten katılma alacağının borçlusu konumundaysa, pay azaltımı söz konusu olmaz.
Ayrıca düzenleme sadece artık değere ilişkindir; katkı payı alacağı veya değer artış payı üzerinde indirim yapılmasına imkân vermez.
e) Hakkaniyet
Hâkim, her somut olayda hakkaniyet değerlendirmesi yapmak zorundadır. Kusurun ağırlığı, fiilin niteliği, evliliğin süresi, tarafların ekonomik durumu gibi unsurlar dikkate alınabilir.
Hâkim, indirime neden karar verdiğini açık ve gerekçeli şekilde ortaya koymalıdır.
5. Eşin Diğerini Öldürmesi Hâli
Eşlerden birinin diğerini öldürmesi durumunda evlilik ölümle sona erer; boşanma kararı verilemez. Ancak öğretide, bu durumda da benzer bir değerlendirme yapılması gerektiği ve mirasçılığa ilişkin düzenlemelerle paralel şekilde artık değer payının azaltılabileceği görüşü savunulmaktadır.
6. Uygulamadaki Etkisi
İstatistikler, zina veya hayata kast sebebine dayalı boşanmaların toplam boşanmalara oranının oldukça düşük olduğunu göstermektedir. Ayrıca uygulamada boşanmalar çoğunlukla “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” sebebine dayandırılmaktadır.
Bu nedenle TMK m. 236/II hükmünün uygulama alanı fiilen oldukça sınırlıdır.
Sonuç
Edinilmiş mallara katılma rejiminin temel mantığı eşit paylaşıma dayanır. Zina veya hayata kast hâlinde artık değerde pay azaltımı, bu eşitlik ilkesine getirilen istisnai bir müdahaledir.
Bu nedenle hüküm, yalnızca açık şartların gerçekleştiği ve hakkaniyetin gerçekten gerektirdiği durumlarda uygulanmalı; hâkimin takdir yetkisi ölçülü ve gerekçeli şekilde kullanılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
1. Zina yapan eş her durumda mal paylaşımında daha az pay mı alır? Hayır. Ancak boşanma kararı açıkça zina sebebine dayanıyorsa ve hâkim hakkaniyet gereği uygun görürse artık değerdeki pay azaltılabilir veya kaldırılabilir.
2. Boşanma evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle gerçekleşmişse pay azaltımı olur mu? Hayır. Kararın özellikle zina veya hayata kast sebebine dayanması gerekir.
3. Hayata kast teşebbüs aşamasında kalırsa hüküm uygulanır mı? Boşanma kararı hayata kast sebebine dayanıyorsa ve kusur varsa, uygulanabilir.
4. Kusurlu eşin zaten ödeme yapması gerekiyorsa payı yine azaltılır mı? Hayır. Hüküm yalnızca katılma alacağı bulunan kusurlu eş hakkında uygulanabilir.
5. Hâkim payı tamamen sıfırlayabilir mi? Evet. Kanun, azaltma yanında tamamen kaldırma imkânı da tanımaktadır; ancak bu karar hakkaniyete dayanmalı ve gerekçelendirilmelidir.
6. Katkı payı alacağında da indirim yapılabilir mi? Hayır. Düzenleme yalnızca artık değere katılma alacağına ilişkindir.
7. Eşlerden biri diğerini öldürürse yine pay alabilir mi? Bu durumda boşanma değil ölüm söz konusudur; ancak ağır kusur nedeniyle payın azaltılabileceği yönünde güçlü görüşler bulunmaktadır.
Balıkesir Avukat Balıkesir Boşanma Avukatı
