Mirasın Açılmasından Önce Yapılan Sözleşmeler

img

Av. Meryem Edanur Başkurt

29 Aralık 2025 · 3 dakika

img

Miras Açılmadan Önce Yapılan Sözleşmenin Konusu

Miras açılmadan önce, ortada henüz kesinleşmiş bir miras payı ya da mirasçılık sıfatı bulunmamaktadır. Bu aşamada söz konusu olan, muhtemel mirasçının ileride doğması ihtimali bulunan bir miras hakkına ilişkin beklentisidir. Dolayısıyla yapılan sözleşmeler, gerçek anlamda bir miras payının devrini değil; gelecekte doğması muhtemel bir hakkın devrine ilişkin bir taahhüt niteliği taşır.

Bu tür sözleşmelerde devredilen şey, somut ve mevcut bir hak değil, geleceğe yönelik bir beklentidir. Muhtemel mirası devralan kişi, miras açıldığında doğacak olası pay üzerinde ancak bir alacak hakkı beklentisi elde eder; mirasçı sıfatı kazanmaz ve terekenin paylaşımına mirasçı olarak katılamaz.

Hukuki Niteliği

Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler, sağlar arası hukuki işlemlerdendir. Bu sözleşmeler, eşya hukuku ya da miras hukuku bakımından doğrudan bir sonuç doğurmaz; yalnızca taraflar arasında borçlar hukuku alanında hüküm ifade eder. Başka bir ifadeyle, bu sözleşmeler ayni hak devri sağlamaz, sadece bir temlik borcu doğurur.

Ayrıca bu sözleşmeler geciktirici şarta bağlıdır. Mirasın açılması ve muhtemel mirasçının gerçekten mirasçı sıfatını kazanması halinde hüküm doğurur. Mirasbırakanın muhtemel mirasçıdan önce ölmemesi, yeni mirasçıların ortaya çıkması, evlat edinme veya mirasçılıktan çıkarma gibi ihtimaller sözleşmenin sonucunu tamamen etkileyebilir.

Sözleşmenin Kurulması

Bu sözleşmelerin kurulmasında Borçlar Kanunu’nun genel hükümleri uygulanır. Tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının bulunması ve sözleşmenin esaslı unsurlarında anlaşmaları gerekir. Ancak bu genel şartlara ek olarak, miras hukukuna özgü bazı zorunlu unsurlar da mevcuttur.

Geçerlilik Şartları

Sözleşmenin Şekli

Türk Medeni Kanunu’nda, mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmeler için açık bir şekil şartı öngörülmemiştir. Ancak doktrinde ve Yargıtay uygulamasında, bu sözleşmelerin en azından adi yazılı şekilde yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Yazılı şekil, hem ispat kolaylığı sağlamakta hem de tarafları düşünmeye sevk ederek hukuki güvenliği artırmaktadır.

Sözleşme, belirli bir taşınmaza yönelik olarak yapılamaz; yalnızca muhtemel tasfiye veya paylaşım payına ilişkin olabilir. Bu nedenle taşınmazlara özgü resmi şekil şartları burada uygulanmaz.

Mirasbırakanın Katılımı veya İzni

Mirasın açılmasından önce yapılan sözleşmelerin geçerliliği için en temel şart, mirasbırakanın katılımı veya açık iznidir. Mirasbırakan bu sözleşmenin tarafı olmaz; herhangi bir borç altına girmez. Buradaki katılım veya izin, sözleşmenin ahlâka aykırı sayılmasını engelleyen bir unsur olarak karşımıza çıkar.

Mirasbırakanın izni, sözleşmenin yapıldığı anda mevcut olmalıdır. Sonradan verilen icazet geçerli değildir. Ayrıca bu izin şarta bağlanamaz ve temsil yoluyla da verilemez. Mirasbırakanın ayırt etme gücüne sahip olması yeterlidir.

Hüküm ve Sonuçlar

Miras açılmadan önceki dönemde, sözleşme tarafları borçlar hukukundan doğan hak ve yükümlülüklere sahiptir. Eğer sözleşmede bir edimin önceden ifası öngörülmüşse, bu edim yerine getirilmelidir. Ancak mirasbırakan, bu süreçte malvarlığı üzerinde serbestçe tasarrufta bulunmaya devam eder.

Miras açıldıktan sonra ise, sözleşmenin hüküm doğurabilmesi muhtemel mirasçının gerçekten mirasçı sıfatını kazanmasına bağlıdır. Bu gerçekleşmezse, sözleşme de fiilen sonuç doğurmaz.

Geçersizlik Halleri

Mirasbırakanın katılımı veya izni olmaksızın yapılan sözleşmeler, Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca ahlâka aykırılık nedeniyle kesin hükümsüzdür. Aynı şekilde, sözleşmenin belirli bir mala yönelik yapılması veya mirasçı sıfatının devri sonucunu doğuracak şekilde düzenlenmesi de geçersizlik sonucunu doğurur.


Sıkça Sorulan Sorular

Miras açılmadan önce miras payı devredilebilir mi? Hayır. Henüz miras açılmadığı için gerçek anlamda bir miras payı bulunmaz; yalnızca muhtemel bir hakka ilişkin taahhüt söz konusu olabilir.

Bu tür sözleşmeler miras sözleşmesi midir? Hayır. Mirasbırakan sözleşmenin tarafı olmadığı için bu sözleşmeler miras sözleşmesi niteliği taşımaz.

Mirasbırakanın sözlü izni yeterli midir? İspat sorunları nedeniyle mirasbırakanın izninin yazılı olması gerekir; zımni veya sözlü izin hukuki güvenlik sağlamaz.

Muhtemel mirası devralan kişi mirasçı olur mu? Hayır. Bu kişi mirasçı sıfatı kazanmaz ve terekenin paylaşımına mirasçı olarak katılamaz.

Mirasbırakan sonradan iznini geri alabilir mi? Kural olarak mirasbırakan izin verdikten sonra, irade sakatlığı halleri dışında bundan dönemez.

Balıkesir avukat Balıkesir miras avukatı

transparent logo